Adım


IMG_20150723_220416[1]

Basınca içine gömüldüğün toprak, biraz korku, biraz hayret, bütünlük hissi veriyor biraz da. Kendimize yaptığımız sağlam betonların üstünde kendinden emin yürürken adım adım, yumuşacık toprağın her temasta nasıl da sarıp sarmaladığını, unuttuk. Korkumuz ondan. Tenimize merhemlerden kalkanlar yaptık, unuttu güneşi. Ne ayağımız yere basabiliyor, ne yüzümüz güneşe durabiliyor şimdi. Söylesene, değişmedik mi?

 

Bir adım atıyorum, saplanıyor çamura bembeyaz ayakkabılarım. Kir. Bir adım daha, gülüyorum güneşe. Artık ikisi de kirli dantel ayakkabılarımın. Sarsak adımlarla ilerliyorum boyu benimle bir çiçeklerin arasında. Bu yol da bitecek, biliyorum. Çiçeklerin bile bir sınırı var. Sonsuzluğu düşlüyorum, sınırsız bir dünyayı neden hala yapamadık? Bunca isterken neden o hayali çizgileri kaldıramadık? Ayçiçekleri bitince mısırlar başlıyor, görebiliyorum. Benim ülkem bitince onunki nerede başlıyor; göremiyorum. Kalemin kâğıda bıraktığı iz gibi olmuyor yeryüzündeki.

 

Çiçeklerin arasına çöksem, elimde kitabım. Nasıl da serin toprağın yüzü. Beni burada bulan çiftçi ne düşünürdü dersiniz? Ayçiçeklerinin ortasında kitap okuyan bir kadın! Bu yolculuğa çıkarken elimde muhakkak olmalıydı, kitap. İlkokul çocuklarının boynuna asılı su matarası, ameliyata girecek hastanın kolundan uzanan serum poşeti, şeker hastalarının insülin iğnesi, bir de benim kitabım. Bugün burada attığım her adımda, doğadan aldıklarıma karşılık olarak ben de ayçiçeklerine kitap okuyacağım.

 

Okuyorum, “Gözleri olanlar bakmayı bilmeyenlerdir” diyorum çiçeklere. Bakmayı bilemedik. Adım atmayı bilemeyişim gibi, gözlerim de yadırgamıyor mu doğanın her elçisini ilk bakışta? Kamaşmıyor mu başını güneşe her kaldırışta? Sonra biz sana, sınırlar çizdik. Bak doğa, buraya kadar senin, sonrası medeniyetin dedik. Gözlerimiz vardı, oldukça aç ve açıktı. Doymayı da bakmayı da bilemedik.

 

Okuyorum, “Eğer kör olsaydınız hiç günahınız olmayacaktı” diyorum çiçeklere. Şimdi çiçeklere bakarken Tanrım ve gökyüzüne, nasıl günahkâr olabilirim? Cevap doğuyor içime usul usul, görebiliyorken bakmadığımda, olabilirim. Bir çiçek fısıldadı belki kulağıma, küskün. Onun canından çalıp kendime yaptığım kısır kulelere döneceğimi bilirken, günahlarımı nasıl inkâr edebilirim?

 

Yeryüzü,

 

Çok gördüm, çok günah işledim. Senden aldım, göre bile geri vermedim. Dün okudum, sonra yazdım, yine de değişmedim. Üstüme bütün atalarımın ve torunlarımın yüklerini giyindim.

 

Bildiğim tek iyi buydu, sana kitap okumaya geldim.

 

Beni kabul edebilecek misin?